Başım Dik, Dilim Lal: Bir Sadrazamın İtirafı

Orijinal Video İçeriğiVideoyu Genişlet
  • The narrative captures a moment of significant historical drama and personal interplays.
  • Themes of loyalty, betrayal, and the quest for power resonate throughout.
  • Vivid imagery invokes the rich tapestry of the time and cultural dynamics.
  • Character exchanges reveal deeper meanings and motivations behind actions.
  • The dialogue style maintains an engaging and dramatic tone.

[Müzik] [Müzik] [Müzik] [Müzik] [Alkış] [Müzik] [Müzik] [Müzik] [Müzik] Madem ki başım dik ki dilini [Müzik] lal o vakit oş kırılır o dil kesilir [Alkış] [Müzik] Hesap vakti cam darlı. [Alkış] [Müzik] Başım dikiz Bana bağışladığınız bu sadrazamlık kabuğundandır. Dilim lal ise suçlandığım bu ihanet yaftasına söylenecek kelam kalmamasındadır. Uzun etme Halil. Orhanın uzattığı eli öptün mü öpmedin mi? Senden çok şey istemem. Elimi öp, bi etta kal. [Müzik] [Müzik] [Müzik] Şu an beni Tam düşerken uzatılan eli öpecek adam mı belledin? Ulan başımı gövdemden ayırsan, bir mızrağın ucuna taksan gene de elini öpmem. Mehmet o son nefesini kestiğinde geç kaldım. Deu üzülmezsin inşallah. İnşallah. Geç kaldığım için üzüleceğim tek şey boynuna kirişi geçirememek olacak. [Müzik] [Müzik] [Müzik] Ben Zinhar sizin adınıza kara çalacak iş etmedim. Etmem de. Bugüne dek ne ettiysem ali menfaatlerinizin uğrunu ettim. Dedikleri doğru [Müzik] mudur? Söyledikleri doğrudur efendim. Kendisi ne Konstantinos'un önünde eğildi ne de Orhan'ın önünde. Ey de bu noteras kafirinin yalan söylemediğine malum. Isak Paşa sana sual eder. İşitmedin mi? [Müzik] Bağışlayın sultanım. Bu kuru ekmekten başka bir şeyimiz kalmadı. Eyvallah. Dilerseniz ben bir dışarı çıkıp Nur sen [Müzik] [Alkış] otur. Elhamdülillah. [Müzik] Evrenasoğlunu daha evvel sırtından bıçaklamıştın. Ali Beyimiz seni kokundan olsa gene bulur. Yakalanınca da ölmek için dua edersin de duan kabul olmaz. İyi ama burada aç susuz ne kadar kalabiliriz? Notar. Hele bir Mehmet'i ikna etmeyi başarsın. Ondan sonrası kolay. Ya ikna [Müzik] [Müzik] edemezse isteseydim Çandarlı ile olan hususi görüşmemizi bir sır olarak saklayabilirdim veya kendisini Orhan'ın önüne götürdüğümü de açıklamayabilirdim. Ancak verdiğim sadakat sözüne sadık olduğumu bilmenizi isterim ve yinelerim ki Çandarlı huzurunuzda doğruyu söylemiştir. [Müzik] Benim yerimde Konstantinos olsa ne ederdi? Onun en büyük düşmanı şüpheydi efendim. Eğer ki Notaras ya da Halil Paşa ikisinden herhangi birinden şüphe etseydi ikisini de ortadan kaldırırdı. [Müzik] İşte sizinle bizim aramızdaki en büyük fark da budur. Siz öldürmeyi bilirsiniz. Biz ise fırsat vermeyi. Bir daha sakın bana yalan söyleme. Ali Paşa. Benim saadetim için olsa da iyi. Buyruk kademli hünkarımızadır. Divan bitmiştir. Üsak Paşa, Sankal. Konuşacaklarımız var. Arkanda Rab İsa'nın silüyeti, önünde Müslümanların sultanına hazırladığım belge. Söyle Genus nasıl bir hatanın içine düştüğünü görmüyor musun? Ne yapmamı bekliyorsunuz? Sultan Mehmet'e boyun eğmekten başka çaremiz yok.

Görmüyor musun Genus? Konstantinopoli bizim olmaktan çıkıyor. Biz Müslümanlara boyun eğdikçe de bu durum değişmeyecek. Artık kilisemiz Mehmet'e hesap veriyor. Ayasofya'nın başına gelenlerden bahsetmiyorum bile. Bu gerçeği kabullenmeliyiz. Artık bu şehri terk etmeliyiz. Asla. Bu şehir 1000 yıldır Ortodoksların. Latinlerin işgali bile bunu değiştiremedi. Müslümanlarınki hiç değiştirmeyecek. Gerekirse Sultan Mehmet'le bizzat konuşacağım ve tüm endişelerimizi ileteceğim. Yeter ki burada kalalım. Evimizde. Biz neredeysek evimiz orasıdır gena. Fakat burası hariç. Ben ve bana bağlı Hristiyanlar bu şehri terk edeceğiz. Yazık. Çok yazık. Ortalık bu kadar toz dumanen Maria nerede tanrı aşkına? [Müzik] Çabuk bulun onu [Müzik] bana. Şehirde yaşayan Müslüman ahalenin tespiti için gerekli çağrıları yaptık efendim. Hala evladım. Hala ya İslam'da şereflenmek isteyenlerin durumu nedir? Baba. Atma. Atman. Babacığım. [Müzik] Güzel kızım benim. Demek geldin ha. Geldim babam gitti. Buradayım artık. Rabbime şükürler olsun ki sağsın. Yeniden bizimle birliktesin. Yeniden bizim [Müzik] gibisin. Benim cesur kızım. Nice erin, nice yiğidin altında ezileceği, nice hatunun korkup ürkeceği, en zor görevi üstlendin. Sen dini İslam'a gayret de sana aşık. Fatman benim, babam benim. Ben ne yaptıysam senin öğrettiklerin senin ve erenlerin duaları sayesindedir. Ben o aşkı da gayreti de sizden öğrendim. Elhamdülillah. [Müzik] [Alkış] [Müzik] Sak başa sultanım yaklaş. Hindi paşa işit. Her kim ki meydanda kılıcı hak üzere salladıysa tımarı genişletile. Kim ki nasıl olsa elimde Berat Bardayuğu geri durduysa onun da tımarı alına. Bizzat sen yoklayasın. Emriniz başım üstündedir sultanım. Bu arada şayet izin verir iseniz Beylerbeyi vazifesini ifa etmek için Bursa'ya gideyim. Bir müddet daha kal. Divan kurulacak. Yeni vazifeler dağıtılacak. Ne olur ne olmaz.

Sen [Müzik] kal. Nasıl emir buyurursanız sultan bunu da al. Mühümdür. Garba, şark, cenuba, şimale, ak kara, kızıl, sarı denizler istikametindeki dörtlü yöne tiz. Mühürlenmiş fetihnameler yolla. Bali sultanım. Atlı tatarlarımız hazır vaziyette beklerler. Yıldırım gibi gönderin. Alo Raim gel. [Müzik] Oh, ne güzel bir şehir ha. Daos paşam. Maşallah. Öyle öyle. Hakikaten çok güzel bir şehir. Onca cenk, onca cefa deydi doğrusu. Allah şehitlerimizden razı olsun. Mekanları cennet olsun inşallah. Amin. Ama Çandarlı'ya kalsa bu şehri rüyamızda bile göremezdik. Zanz Paşa öyle deme. O da bizim gibi Cenk Meydanında savaştı. Gazi dayı [Müzik] oldu. Senin olanlardan haberin yok. Zahus Paşa. Ne oldu? Biz Cenk meydanında şehit verirken, yiğitlerimizi bir bir yitirirken çandarla hünkarımıza varıp geri çekilelim demiş. Sen ne dersin? Halil Paşa gibi bir devletlünün böyle bir şey yapması aklıma almazdı Anus Paşa.

Onca şehitten sonra geri dönecek olsak daha çok şehit vereceğimizi bilir. Kafirin soluğu ilk fırsatı paytaş sınırında alacağını da bilir. Kondurmak istemem ama Bizans'la işbirliği içinde mi? Olabilir. Kuşkularımı uyandırdın. Notaras'ın Çandarlı'yı nasıl savunduğunu gördün. Ne dersin? İttifak mı ederler? Bilmem. İkisi de kurt. Nasıl bir tertip, nasıl bir tezgah kurdular henüz bilmiyorum ama öğreneceğiz elbet. Ne dersiniz? Sağ olsun. İnkarımıza varıp vaziyeti bir bir anlatalım mı? Zinhar olmasın. Neden? Savaşı henüz bitirdik. İnce sultan'ın huzuruna bu şekilde çıkarsak nefsimize yenik düştüğümüzü sanır. Bekleyelim. Durumu da tetkik etmiş oluruz. Ayağa kalk.
[Müzik] Genaus. Sen humda masum bir halkın inandığı bir dini temsil edersin. Ne diyeceksen ayakta söyleyebilirsin. İlk olarak kuşatma sarasında sivil halka zarar vermemek için gösterdiğiniz özenin farkındayım. Bu sebeple minnettarlığımızı ifade etmek isterim. Ne ben ne de atalarım indiyedek fethettiğimiz hiçbir yerde gayrimüslim halkın ibadeti, canı ve mal hürriyetini ortadan kaldırmadık. Şehrimde Ortodoksları ve diğer gayrimüslim halkları devam olarak kabul ederim. Lakin geçmişte olduğu gibi indi de bazı kaideleri olacaktır. Ortodokslar belirttiğiniz sınırlar içinde kalmaya hazırdır. Sultan Hazretleri, "O vakit ne malınızdan ne de canınızdan endişe etmeyin. Adaletime mutlak surette boyun eğdiğiniz sürece yeryüzündeki gayrimüslim halkların en müreffihi ve en güvende yaşayanları sizler olacaksınız.

Başka bir de artık Ortodoksların üzerinde hiçbir koruyucu kalkan kalmadığını düşünen ruhban sınıfından bazı din adamları izniniz olursa şehri terk etmek istiyorlar. Madem ki Türk'ün gücüyle çağlara damga vuracak bu şehri terk etmek isterler, o vakit kendileri bilir. Anlayışınız için. Lakin bunu bir defaya mahsus sınırlı bir sayı için izin veririm. Aziz dostum Demetrios'un yanına Mora'ya gidecek olan bir gemi hazırlatırım. Gideceklerin isimlerine makamıma arzı hal edin. O gemiyle gidecekler. Nasıl uygun görürseniz Sultan Hazretleri hep sen istedin Gediyoruz. İstediğini aldın. Şimdi sıra benim istediklerimde. Ben sizin için ne yapabilirim ki? [Müzik] Duyduk duymadık demeyin. Ey [Müzik] ahali. Ahaliye muştumuz var. Ey ahali duyduk duymadık demeyin. [Müzik] [Müzik] Müjde ey Edirne ahalisi. Müjde sultanımız, hünkarımız Sultan Mehmet Han. Bundan gayrı Fatih Sultan Mehmet Han'dır. Şükürler güzel haberler güzel haber. Bugün Fetih için 500 koyun kesilecek. Tüm ahali ikramlar için beklenir. Allah sultanımızı başımız eksik etmesin. Sultan razı olsun. Indi de bana. Bana bir patriklik verebilir misin? Çok isterdim. Fakat siz de biliyorsunuz ki çok uzun zamandır Konstantinopolis Ortodokslarının gerçek bir katkliği yok. Lakin Latinlerin bir papası var değil mi? Devlet zayıfladıkça Ronlar ayrıldı efendim. Artık her kafadan başka sesler geliyor. Madem ki Ortodoksları ve görevini bu denli seversin, o vakit onları bir çatı altında birleştirmeyi, Konstantiniye'deki Patrikan'ı yeniden canlandırıp başına geçmek ister misin? Böyle bir hayali sizden izinsiz görmem. Görürsem karşınızda itiraf etmem neye sebep olur? Onu da tahmin edemiyorum. Sultan Hazretleri. Sen de bilirsin ki patrikliği tamamen lav etmek de Ortodoksluğu bu şehrin tarihinden tamamen silmek de benim elimde. Lakin niyetim bu değil. İnancınıza karışmam. Ruhbanınıza izin veririm.

Ayinlerinize, geleneklerinize ilişmem. İsterim ki huzurumda tebamdan bir halkın ruhani temsilcisi olsun. Dileğim bundan sonra görevine Ortodoksların lideri bir patrik olarak devam etmen. Amma Yalonunus Konstantiniye'nin değil, cihandaki tüm Ortodoksların lideri olarak. İmparator Konstantin böyle bir şeye cesaret edememişti. O bizden korktu. Bizi bastırmak istedi. Kudretine güvenmeyen her şeyden korkar. Gene diyoruz. Susturulan, bastırılan her ruh muhakkak bir gün patlar. Adaletin hakim olduğu yerde ise gönüller sükuta erer. Bundan sebep koruyucunuz biz olacağız. Biz kendi dinimize sizleri zorlamayacağız. Sizden beklediğimde nizamı bozacak bir fitneye kendi cemaatinizin içinden dahi olsa fırsat vermemeniz. Nişancı yazısı. [Müzik] Allah Allah. Ee, Karaman diyarına gidecek olan fetihname nerede? Burada paşam. Az evvel mülemiştiniz. Tamam, tamam.

Ya sultanımızın lisanı o kadar güzel ki kafada akıl kalmasın. Adem'i mecnun eyler. Bak bak. Ey Işit, bu Memluk diyarına gidecek olan biz ki Allah'ın yardımına mazar olan gazilerin ve mücahitlerin sultanı, dinin sancaktarıyız. Maşallah. Maşallah. Bu fethi yeryüzünün en büyük şehirlerinden birinde gerçekleştirirken dini mübini İslam'a hizmet ettik. Artık Roma İslam toprağıdır. Ya bu fethin haberini Allah'ın izniyle dostlarımıza ve kardeşlerimize iletmek istedik. Bu büyük zaferi kutlayınız, dua ediniz ve bu fethi İslam'ın bir şerefi, kafirlerin bir hesimeti olarak bilesiniz. Allah'ıma hamd olsun. Hamd olsun paşam. [Alkış] Sultanımız mührünü geçici olarak sen mi tevdi etti paşam? Misak İbrahim sana bir soru sordu. Ne duyu çocuğun lafını havada korsun? Geldiğini işitmedik. mazur göresin. Hazır görülecek çok şey var ama anlamadım. Paşam. Muhammed bin Murat Han el Muzaffer daimen yani Murat Han'ın oğlu Mehmet Han daima muzaffer olacaktır der.

Ahmet ne yapacağım? Eline emaneten bir mühür koydular değil o kendini adamdan saymayasın ha. Muzafferiyet sultana düşer. Mahcubiyet sana düşmesin. Bu mühürde eksik olan şudur. Bunu hiç unutmayasın. Osmanoğulları daima muzaffer ise Çandaroğulları daimen yanında olduğu içindir. Kelamına dikkat edesin paşa. Hım. [Müzik] Senin de nerede olduğunu cümle mücahit iyi bilir. Öyle değil mi? Neredeymişim? [Müzik] He nerede olduğunu kimin eteğinin ardında sığıntılık ettiğini de sende hele. İslam ordusu Konstantiniye'nin sokaklarında kılıç savururken sultanın yanında değil mücahitlerin karşısında saf tuttuğunu hepimiz iyi biliriz. Ona bak sen bana bak. Babanın dedenin hayrını kimse sana ilişmedi değil mi? Ama şimdiye dek sultanımızın her hayaline gem vurdun. Bu şehir düşmez dedin. Aha düştü. Surlar geçilmez dedin. Aha içindeyiz Halil. Paşa, sen bu lafları kime ettiğinin farkında mısın? He, eyvilirim, ey bilirim. Sultanımızın fetih ülküsüne her daim bent olan Adem'in biri işte. Ama bir de derim ki edebinle gereğini kendin yapasın. Eğer yapmaz isen ki olacaklar belli. Kendine yazık edersin. Halil Paşa. [Müzik] Mehmet beni ve Halil'i yani şüphe ettiği herkesi öldürmesini önerdin. Bu büyük bir kumardı. Ama kazancımız da büyük oldu. Mehmet hala bize güvenmiyor. Buna Çandarlıyı verseydin böyle bir sorunumuz olmayacaktı. Çandarlı anlaşabileceğimiz, dahası köşeye sıkışmış birisi. Bize ondan başka kimse yardım edemez. Yanılıyorsun notası.

Ya Çandarlı yılların siyasetçisi. Tamam doğru. Ama artık itibarı eskisi kadar büyük değil. Onun işimize yaraması için bize bundan daha fazlası lazım. Çandarlıyı iyi tanımışsın ama Mehmet'i değil. Mehmet son hücuma kalkarken kendini yüzüstü bırakan sadrazamını yakında öldürecektir. Onu ölüme iten bu yolda bizim pek bir şey yapmamıza gerek yok. Yani sadrazamlığı isteyen diğerleri onu bizim yerimize uçurumun kenarına kadar getirip etierecekler diyorsun ha. Ve ben de uçurumdan düşen çandarların tutunacağı son dal olacağım. Ya da çandarlı öyle zannedecek. Tamam. Çek çek. Mestur Fatih Sultan Mehmet Han Hazretleri. [Müzik] [Müzik] H bakalım Hızır Şelebi hangi işler görüldü. Hangi işler nihayete erdi? Kıble tayin edildi sultanım. Halılar Kabe istikametini gösterecek şekilde dokunuyor. Kıble yörüne mihrap, sağ tarafına da minber örülecek. Şimdilik marangoz ustalarımız bu minberi yarınki namaz için hazırladılar. Hünkar mahfilinin yerini siz tayin etmek istersiniz diye belirlemedik. Lakin şu kısım uygundur. Ancak sizin tasarrufunuza danışmak istediğimiz bir husus daha var. Nedir sultanım? Bu duvardaki suretler bunlar için ne emir buyurursunuz? Karar veremedik. Kazıyıp tamamen mi ortadan kaldıralım yoksa üzerlerine örtü? Yahut sıvayile mi kapatalım? Atam Orhangazi İznik'teki Ayasofya'da ne ettiyse biz niçin aynını Konstantini etmeyiz? Seni mutat olana tevessüldenme neden nedir? Bilirsiniz Kudüs bizim için neyse Ortodokslar için de Ayasofya'nın manası aynıdır. İleride ilim için daha iyi olsa bile açıp bakmak gerekirse doğru şekilde örtmek gerekir. Yani fikrin nedir? Tavsiyen nedir?

Mesela hassastır. Benim tek başıma söyleyeceklerim eksik olur efendim. O sebepten ulema ve arifanın ileri gelenlerinin toplanması, karar bildirmesi daha uygun düşer [Müzik] sultanım. Toplansın o vakit. Lakin acele et. Cuma namazını burada eda edeceğim. Bir de Ak Şemsettin Efendi o nerededir? Bilirsiniz İbrahim bin Adem Hazretleri Horasan'da bir beyin oğluydu. Dünya nimetine yüz çevirdi. Aşk-ı ilahiye yöneldi. Bir gün şeyhi ona bir derviş yollar ve der ki, "Falanca camide İbrahim bin Etem var. Git ensesinde bir tokat vur. Ne derse gel bana anlat. Derviş denileni yapar. Gider camiye. İbrahim'in ensesine bir tokat vurur. İbrahim binem birden dönüp ışınla bakar. Lakin eliyle müdahale etmez. Sadece şöyle der. Ah ben eski sultanlık günlerimde olacaktım ki sen görürdün. Derviş dönmüş olanları şeyhine anlatmış. Şeyhi demiş ki karşılık vermemesi güzel lakin hala sultanlık günlerini arar. Yazık. Kul dünyada sultanlık ararsa mani aleminde sultan olamaz. [Müzik] Evlatlarım doğru sarayların ateşiyle sınan, ışığıyla aydınlanan, sultanların meclislerine alışan, kolay kolay mana aleminde sultan olamaz. O sebepten bez vakitte demir çarık, demir asa yola çıkacağız. Dervişe yol gerek, güç gerek. Şeyhim, mana aleminin sultanının ilimlerine, sözlerine saraylarda da ihtiyaç yok mudur? Hem biliriz ki sultanımız sizin sözlerinize kıymet verir. Bu da lütuf değil midir? lütuftur. Lütuf olmasına da lütuf sıkça tekrar olursa o zaman imtihan olur. Benim korkum şudur ki biz burada daha fazla kalırsak kuta gölge düşer. Bayramiler, şemsiler devlete sızmaya çalışır derler. Biz bunu biz bunu zinhar istemeyiz. İstemeyiz şeyim. Doğrudur. Biz medet ummaya değil hizmet etmeye geldik. Allah sultanımızdan razı olsun. Amin. Amin. Bu gece yola çıkıyoruz. Göük bizi bekler.

[Müzik] Biraz daha güzel. [Müzik] Medrese yapmak için bu alan çok büyük değil mi? Sultanımız burayı ele alelade medrese değil, tabiri caizse Osmanlı yüksek ilminin kalbi olarak hazırlıyor. Nasıl yani? Bu medreselere cihanın dört bir yanından talebe kabul edilecek. Vaka yalnız talebeler değil. Mollalar da ilmiyle maruf alimlerden olacak. Çok güzel. Sultan Mehmet büyük bir atılım yapmaya hazırlanıyor. Peki hocalar, hocalar da diğer devletlerden mi gelecek? Elbette. Acemden, Marip'ten, Semerkant'tan, diyarı Rum'dan her kim ilmiyle gelirse sultanımızın katında muhakkak yeri vardır. Çok güzel. E seni de sultanımız bunun için burada tutmadı mı? Müteşekkirim usta. Tarif edilen istikamet bu çınarın kökünden geçer. Belli ki bir yanlışlık olmuş. Buraya temel eşemeyiz. Hiç yanlışlık olur mu? İstikamet buradan geçiyorsa doğrudur. Demek ki yolun buradan geçmesi elzem. Yok yok. Ben Molla Gürani'yi tanıyorsam kesin bir yanlışlık vardır. Soralım. Neyi soracakmışsınız bana?

Molla efendi medrese için yol geçecek sınırın istikametinde bir yanlışlık yoksa şu güzelim ağacı kesmek icap eder. Kim çizdi? Kim tasarladı bunu? Usta doğru mu söyler? Ben çizdim hocam. Doğru söyler. Yol buradan geçmezse karşıdan geçen ikiziyle tenasubu olmaz. Birbirlerine müsenna olmazlar. Olmayınca ne olur? Güzel mi olmaz? Evet efendim. Biz bir ahsen hasen bir bağram misali olsun diye çabalarız. Bu ağaç güzel midir? Güzeldir. Müsenna mıdır? Dalları eşit midir? Değildir. Değildir. Ya güzellik yalnız müsennalık eşitlik muazzeneyle olmaz. Sarıca efendi sende ilmi hendese var lakin ilmi hayatın ne? Yok. Hiç yaşayanı keyfiyen öldüren bir ilim olabilir mi? Hattı kaydırın. Yollar eşit olmasa da olur. Öğrenciler mektebe gelsin kafi. Tamam efendim. Bir de ağacın dibine birkaç kütük koyun talebeler gölgesinde dinlenir. Anlaşıldı efendi. Allah razı olsun hocam. Halka aman verdik. Şehri tahrip etmedik. Lakin gene de her yer harabe gibidir. Evlerin biri çoğu boş. [Müzik] De bana Hızır Çelebi sebebi nicedir? Alinin çoğu daha biz fethetmez iken başka diyarlara göç etmiş inkarım. Şehirde birçok metruk ev vardır sultanım. Sebep? Zenginleri imkanları olan Konstantini'yi eski Depeli günlerini yitirince şehri terk etmişler. Sultanım kalan garibanlar da elde avuçta kalmayınca hep satıp sağmışlar. Hünkarın şehir ölüyor. Biz bu şehri bin bir zorlukla aldık. Mızır Çelebi. Madem ölür biz de yaşatırız. Marifet yaşatmakta. Doğru dersiniz hünkarımda. Nasıl? Elle ne yap. [Alkış] Haydi gel beni yakala der. Bir geride mutlu koş koş der. İşte tam da böyle Hızır Çelebi bu sokaklarda Türk çocukları koşturacak. Koş koş diye bağıracaklar. Ezanlar okunacak. Yaşlılar, gençler evlerden camilere gidecekler. Evlerden sokaklara validelerin pişirdiği lokmaların kokuları da alacak. İşte o vakit ikimiz de bileceğiz ki bu şehir mutlu. Bu şehir yaşar. Emriniz nedir inkarım? Bursa kadısına ulak gönder yörüklere fermanımdır. Gelsinler buraya yerleşsinler. Burayı birlikte Türk İstanbullu yapalım. İnkarım Türkmenler yaylaya küslüya düşkündür. Burada zorlanmazlar mı? iyi belli. Hızır Çelebi buraya mahalle kurulmadıkça biz dilediğimiz kadar mabet mektep de yapsak bu şehir tamamlanmamış olacak. Mabetler, saraylar bir şehrin ruhudur. Lakin mahallesi canıdır. Doğru dersin sünahım. Ben tezelden Bursa kazısına fermanınızı iletirim. Merakta kalmayın. [Müzik] Sultan Mehmetle görüştüm. Dindarşlarımız adına bütün endişelerimizi ilettim. Sultan Mehmet bundan önce olduğu gibi bundan sonra da dinimizi özgürce yaşayabileceğimizi söyledi.

Ya şehri terk etmek isteyenler Mehmet bize ne vaadederse etsin biz gitmek istiyoruz. Sultan Mehmet bir defaya mahsus buna izin verebileceğini söyledi. Ancak bana kalırsa kimse şehirden gitmemeli. Neden? Çünkü Sultan Mehmet bize Hristiyan kralların, imparatorların vermediği bir şeyi verdi. Gerçek bir paktiklik. Konstantinopol'de kurulacak yeni Ortodoks patrikanesi, Ortodoks dünyasının manevi hamisi olacak. Böyle bir şey ama yapar mısın? Böyle bir şey olabilir mi? O zaman Patrick de siz olacaksınız. Bu büyük bir nimet. Hiç [Müzik] sanmıyorum. Mehmet sadece hepinizin ağzına bir parmak balçalıyor. Sen Patrik olsan bile Slavların seni dinleyeceğini mi sanıyorsun? Peki Gürcüler, Ruslar? Hiç sanmıyorum. Hükmü Mehmet'in elinde olan bir patrikaneyi hiç kimse dinlemeyecektir. Peki o zaman Mehmet neden böyle bir şey yaptı? Neden? Konstantinopol fetheden Mehmet, Türklerin ve Müslümanların gözünde gerçek bir Fatih oldu. Ona olan saygı gittikçe büyüyecek. Tabii kudreti de öyle ama daha da büyümek isteyecek.

Peki bunu sağlamasının önündeki en büyük engel ne? [Müzik] Ne? Bir Hristiyan birliği. Mehmet sadece çok kudretli bir general değil. Aynı zamanda çağımızın, çağımızın da ötesinde çok zeki bir kral. Hristiyanlar bir araya gelmesin diye Ortodokslara patriklik veriyor. Yıllarca ortodoksluk adına mücadele ettiğini söyleyen Genadius da hemen bu tuzağa düşüveriyor. [Müzik] Mabetlerimizi Katoliklere çiğneten birisi için fazla iddialı sözler bunlar. Ne olup bittiğinin farkında bile değilsin değil mi? Kudretli Romanın taktiğiydi bu. Böl, parçala, yut. Mehmet şehrimizi alarak bizi böldü. Şimdi de Patrikane diyor görüyorum ki parçalamış daha. Hikayenin bundan sonrasını sen de biliyorsun değil mi Genci Düz? Önünde saygıyla eğildiğin sultan hepimizi yutacak. Notaras'la beraber ne yapmak istediğinizi biliyorum. Mehmet sizi mi yutacak yoksa beni mi? Göreceğiz. [Müzik] [Alkış] Şehz [Müzik] İşittin mi? Babam bizi Konstantini'ye davet etmiş. Yok şehzadem işitmedim. O da nereden çıktı? Benden duydu. Ulaklar haber verdi. Sultanımız bizi Konstantine'ye davet ediyor. Beyazıt duyunca haberi önden gelip sana söylemek istedi. Evet validem. Önce benden duy istedim. Benim asılan şehzadım. [Müzik] [Alkış] Valdem şimdi o gördüğümüz yüksek duvarların ardını mı göreceğiz? Evet şehzadem baban o aşılmaz surları aşıp şehri fethe eyledi. O duvarların artık ardını da içini de dilediğin gibi görebilirsin. Evet zaten benim anahtarım var. [Müzik] Babam gönderdi. Çilikli olsa bile yıbilirim. E haydi o vakit Şehzadem. Madem sen o surların ardını bu kadar merak edersin, bir an evvel yolculuk hazırlıklarına başlayalım. Olur mu? [Müzik] [Alkış] [Müzik] [Alkış] Destur sultanul güzat padişahı alem fena ebul fet Fatih Sultan Mehmet Han hazretleri. Allah [Müzik] [Müzik] Allahınar Allahın [Müzik] Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla Feth-i Mübinine nail olduğumuz Konstantiniye'deki ilk divan-ı hümayunumu küşad ederim. Şüphesiz mahbubu bil hak yalınız [Müzik] Allah'tır. Allahümme ya müfettiha evvvab iftah lena hayvvab. Amin. Amin. Amin. Isak Paşa sen sağıma geç. [Müzik] [Alkış] [Müzik] [Alkış] [Müzik] [Müzik] Meşakkatte yanımızda duranlar nimette de yanımızda dursunlar. Ali Osman [Müzik] töresidir. Paşalarım, danışmentlerim, devletlilerim. Hak Teala'ya şükürler olsun ki muradımıza erdik. Konstantiniye indi ve ebediyen Türk yurdudur. Devleti Ali Osman'ın atlattığı badireler, açtığı engeller ve elde ettiği zaferler herkesin malumudur. Atam Karaosman Gazi ile kafirin bağrına saplanan bir beylik kurduk. Atam Murat Han ile Avrupa'da hüküm süren bir devlet olduk. Indi ise 1000 yıllık Roman'ın payta olan Konstantiniye'nin sahibiyiz. Bundan gayrı bir devlet-i aliye olacağız ve bu devlet-i aliyenin bahşehri Konstantiniye olacaktır. Lakin Konstantiniye Hülyalarımızı süsleyen o şehirden pek uzaktadır. Yorgun, bitkin, bakımsız, küfrün karanlığına boğulmuş, zalimin bedbahtın elinde adeta bir çiçek gibi solmuştur. Indi bize yaraşan, mefkuremize yaraşan bu şehri yeniden imar ve inşa [Müzik] etmektir. Yani anlayacağınız üzere bizi meşakkatli bir gayret bekler. Lakin bu gayretin sonu inşallah nimet olacaktır. İnşallah. İnşallah. Yine bildiğiniz gibi meşakkatli yollar taze dimağlarla yürünür. Atlattığımız badireliler hepimizi yordu. O sebepten muradım odur [Müzik] ki Divan-ı Hümayun da dahil olmak üzre devlet kademesinde değişiklikler yapmak dilerim. e notaraz var mı bir haber? Olmaz mı? Hem de iyi haber. Çandarlı. Çandarlı. Tamam. Bize yani sana yardım edecek. Güzel. Yola geliyor demek ki. Ama yine de Çandarlıya güvenebilir [Müzik] miyiz? Zanos paşam. Rum hali gayri bizim tebamızdır. Tüm sıkıntılarıyla sen alakadar ol. Emrı ferman sultanımızındır. Şeabettin Paşam Hünkarım. Bu harabe şehrin imarı ile sen yakinen ilgilen. Sai bölgelerde çeşmeler, yollar ve destenler yapılması ve bunların tasavvur edilmesi sana aittir. Emr ferman uluhi [Müzik] inkarımızındır. Hızır Çelebi gayrı bu mübarek beldenin şehremini sensin. Bu muazz şehri İslam'ın ziyasına boya. Senden muradım odur ki yıkılmış havaryun tapınak ve kiliseler üzerine bir fetih, bir Fatih cami yaptır. Lakin yalınız cami ile sınırlı kalmasın. Caminin etrafında ilmiye için medreseler, reaya için dar şifalar, konuklar için tabahaneler, düşkünler için imaretler, talebeler için kütüphaneler ve elbette temizlik dini olan İslam'ın nimet ve remzi olan hamamlar yaptır.

Yaptıracağın Fetih Cami, Fatih Cami, İslam'ın azameti ve heybetiyle ışıldasın. Elbette Ayasofya fethimizin remzi olan bir cami-i kebir olarak kalacaktır. Lakin Müslümanların bu şehre atacağı ilk imza Fatih Cami olacaktır. Emir ferman sultanımızındır. İndilik herkes vazifesini vekaleten tevdiye edecektir. Bir müddet düşünüp yeni paşalar ve yeni vazifeler tevdiye [Müzik] edeceğim. Hülasa yarın gece bu vazifeleri taksim edeceğim. Naibei azam, vekili mutlaklık yani sadaret makamı dahil olmak üzere tüm makamlar şu an için boştur. [Müzik] [Alkış] [Müzik] Madem ki Çandarlı'ya güvenemeyiz, ne yapacağız o vakit? Sana maharetli okçuluğuna güveneceğiz. Diyelim ki Mehmet öldü. Ne olacak? Beni hemen tahta çıkarmazlar. Evet. Önce Sadrazam Çandarlı geçici olarak tahta el koyacak. Sonra askerleri, halkı ve devlet adamlarını kendi yanına çekip seni tahta çıkaracak. Sen de bizim özgürce yaşamamıza izin verirsin, değil mi? Elbette. Anlaştık, anlaştık. Unutma, tek bir atış hakkın var. Iskalarsan ölürsün. Konstantiniye için muhkem hazırlık görürsün Reyha. Eksik gedik istemem. Merak buyurmayın sultanım. Ben hepsini hazırlatırım. Lakin aklınıza düşen bir şey varsa onu da ekleteyim. Burada ne varsa orası için olacak. Şehir henüz yeni fetih olundu. Sultanımız bizi oraya çağırttıysa hem hasret gidermek hem de şehrin hazırlıklarına omuz vermemiz içindir. O sebepten muhkem hazırlık almak icap edebilir. Terziler, aşçılar, berberler, ebe kadınlar gibi harem ve harem ihtiyacı için vazife gören hiref ehlinden zevat dahi bizimle gelsin. Elleri iş görür. Öyle değil mi Güşü Hatun? Maraun doğru söyler. Hala. O zaman hazırlıklar başlasın. Hadi herkes işlerin başına. Elamünaleyküm ve rahmetullah. [Müzik] Ya Allah kabul buyursun paşam. Sağ ol. Var ol atmacam. Gayrı kaldır sofrayı. İşta iştağım kalmadı benim. Çerkez tavuğu haşlattım paşam. Tam da sevdiğiniz gibi. [Müzik] Evvelden olsa Çerkez tavuğunu intikamdan önce yerdik. Biz kime bileneceğiz de öcü alacağız atmaca de. Sultanımızı bilirsiniz paşam. Bugün size kızgın lakin yarın unutur. Hem nerede görülmüş sadrazamlığın çandarlılardan zor ile alındığı. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Devlet tahammülleri imparatorluk tahammüllerince [Müzik] değişecek. Çok baş gidecek, çok kan akacak. Mesele bizim için de aynı. Nasibimize düşen neyse o. Devlet değişir, paşalar değişir. Lakin benim bildiğim Halil Paşa değişmez. Devletlim. Hem nerede görülmüş Halil Paşa'nın kavgadan yüz çevirdiği. Yenilse de kavga etmeden olmaz. Sen ne dersen atmaca? Kimle dövüşeceğiz biz? Koskoca Fatih Sultan Mehmet Hanla mı? Oh geçmişte kaldı. Müttefik Arasak Paşam. Zaanos Isak Bahadır Paşa. Saydığın isimlere bak. Ak baba bunlar cesedimin sallanmasını beklerler. Bir halt olmaz bunlardan. Benim aklım siyasete ermez paşam. Bildiğim tek şey Halil Paşa vazgeçmez. Canına göz diken hasmı değil sultan. Azrail Aleyhisselam olsa yumruk atmadan can vermez. [Müzik] Sultanımızın emri de ferman-ı şerifi de gayet sarihtir beyler. Konstantiniye'nin ihyası için sizlerin iskan edilmesi emredilmektedir. Yapma Kadı Efendi. Biz oralarda yapamayız. Yerimizi, yurdumuzu bırakırsak ne deriz oralarda? Bu dediğin hak mıdır, reva mıdır? Kadı efendi evvela haktır. İslam şeraince sultanın emri ümmetin menfaatine yönelik ise ul emre itaat şarttır. Nitekim Cenabı Hak Nisa suresinin 59. ayetinde, "Ey iman edenler, Allah'a itaat edin. Peygambere ve sizden olan emir sahiplerine de itaat edin" diye [Müzik] buyuruyor. Yere, göğe sığmaz malımız, hayvanımız var. Hem biz dağe yayla, kışlığa alışığız. Konstantini surlarla çevrili bir diyar. Biz orada nasıl mesken tutarız? Anlıyorum. Velakin mesele mühimdir. Bunca kan, bunca şehit verildi. Refa-i raşidin döneminde de Müslümanlar feth edilen topraklara iskan edildi. Niçin? İslam dini oralarda da yayılsın. Oralarda da hüküm sürüp insanların kalbine temas etsin deyip hem devletin de müminlerin de gayesi bu değil midir? Ulularımızın kabirleri hatta akrabalarımız hep bu civardadır. Kadı Efendi bir kafir memleketine gidip yerleşmek kolay mıdır? Hem oranın düzeldiğini belki biz de göremeyiz. [Müzik] Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Mekke'den Medine'ye hicret ettiğinde ashabıyla birlikte yurtlarını bırakmışlardı. Lakin Yestri'i Medine haline getirdiler. Orada yeni bir anlayış inşa ettiler. Sizler de Konstantiniye'de yeni bir hayat kurup İstanbol yapıp müminlere bayındır bir yer kılabilirsiniz. [Müzik] Hikmetli laflar edersin ama Kadı Efendi, bunca uğraşı, bunca emeği bırakıp gitmeye bizim gönlümüz razı değildir. Gayride devletliler bizi zorla sürerlerse onların bileceği iş. Ama dediğim gibi razı değiliz. O vakit ne diyeyim? İslam dininde zorlama yoktur. İrade esastır. Lakin devletin maslahatını da göz ardı etmemek gerekir. Derim ki bir daha düşünün. [Müzik] [Müzik] Dur içeri giremezsin. Siz benim kim olduğumu bilir misiniz? Biliriz. Murat oğlu Mehmet. Çok iyi biliriz. O halde neden de içeri almazsınız? Kim var içeride? İçeride Eyyübel Ensari var ama senin girmeni istemez. Tacıma tahtımı vereyim. Tek ki, tek ki göreyim Muhammed Mustafa'nın dostunu. Kırayım dizlerimi önünde. Şurada bekleyi ver. Çağrılırsan girersin inşallah. [Müzik] حالته jحن قصنا الاوضاع الجويه واضحه القسطنطين الشديد اضعف ابو ايوب الفراش [Müzik] انتir لقدان اللقاء كل ما الله بهرول ادفن [Müzik] يا qabri almadlimin اوصى اللهمينفرغوا فقاتلوادوا في سبيل [Müzik] لقد شرفني الله باستضافه [Müzik] rasul inءه ilai akun rasul [Müzik] Eyyüp Sultan'ın durumu iyi değil. Tek dileği buraya defnolmak. Onu buruya defnedersek kabrinin yeri bile belli olmaz. Ümmeti Muhammed'ten tek kişi dahi gelip başında bir Fatiha okuyamaz. Elbet Allah'ın bir aslanı çıkar ve bu şehri fetheyler. Allah o Fatih Eyüp Sultan'ın naşını da buldurur elbette. [Müzik] [Müzik] [Müzik] Şuraya bak. Allah. Başettin efendinin müritleri değil mi onlar? Bu vakit de hayır olsun inşallah. [Müzik] Estağfurullah. Estağfurullah. Estağfurullah. Şeyhim bize hayır duası etmeden gitmeyin. Bu şehrin fethinde. Emeğimiz büyüktür. Helal olsun yiğidim. Bil mukabele. Siz de hakkınızı helal edin. He. Helal olsun şeyhim. Helal olsun. Eyvallah şeyhim. Gece vakti ansızın habersiz nereye böyle? Yoksa bizi bırakıp şehri ulsuz koyup gider misin? Vakit geldi Doğan. Gayri bizim buradaki vazifemiz bitti. Eee bir iş biter diğeri başlar. Şimdi Göyü'ye varıp oradaki işlerimizi hal yoluna koymak icap eder. Şeyhim bilirsiniz. Bunca çerimizi, bunca yarenimizi şehit verdik. Yüreğimiz yandı. Siz yanan yüreklere merhem. Yitiği olanlara devasımız. Siz de olmazsanız yüreğimizi kime açarız? Bir vakit daha kal. Yoktu. Derviş kısmına yol gelin mi? Gayrı kalmak kafes olur. Hem bu şehrin burçlarını sizin gibi fedakar yiğitler tuttukça Allah bu şehre nice güzel veliler, nice sohbetleri gönderir. Allah bak. Bakın cenk arkadaşlarınız, pusat yoldaşlarınız sizi geçirmeye, helallik almaya gelmişler. Haydi helalleşin yarenizle. He helal olsun. Şeyh efendi verin o mübarek elinizi. A bu sıyırmıştan biz de öpek. Estağfurullah estağfurullah. Belki bir mübareğin duasını alırız da aklımız başımıza gelir. Estağfurullah. Ya nasıl konuşayun la şeyhin yanında? Şeyhim kendisi sıyırmışın önde giden şimdi senden cesaret alı öyle diye. Neyse ver elini öpem şeyh estağfurullah Yusuf Hünkarım Akşemsettin Efendiye haber sal. Geldiğimizi de yanına gideceğiz. Hünkarım Şey Efendi bu gece göğüye gitmek için yola çıkacaktı. Ne demek yola çıkacaktı? indi mi söylersin. Yusuf dua et gitmemiş olsun. Emrederseniz sultanım dua et. [Alkış] [Müzik] [Müzik] [Müzik] [Müzik] Hep bu kadar sessiz mi gelirsin? Sonra kanla biten her hikayeye böyle başlarım. Lucas Notar. [Müzik] Bu hikayenin sonunda kanı dökülecek olan Mehmet. Buna cesaretin var mı? Dişlerim bir kurt dişi gibi keskin hala. Ama Mehmet'in pençesi aslan pençesi. E karnında kudret var. Ama ama bu kan sadece Mehmet'in damarlarında dolaşmıyor. Orhan o mu öldürecek Mehmet'i? Senin yardımınla tabii. Mehmet benimle bir elma bahçesi değil koca bir imparatorluğu paylaştı. Orhan bu işi becerebilse bile benimle öğleşebileceği tek şey bir karış [Müzik] mezardır. Başka bir şansın olsa bana gelmezdin. Doğru. Ama bir yol daha var. Hindi Mehmet'in yanına gidip senin Orhan'la işbirliği yaptığını söyleyebilirim. kurtçu adam konuşturma işinde pek mahirdir. Yani demem o ki Mehmet'e hain bir şehzadeyle Roma'yı tekrar ele geçirmeyi hesap eden sabık bir megadükü [Müzik] verirsem git o zaman bu söylediklerini yap. Me'in yaşamasını isteseydin bunu zaten çoktan yapardın. Peki ne istermişim [Müzik] ben? Hepimizin istediği şeyi iktidarı. Murat döneminde devlet iki dudağının arasındaydı. Hatta Mehmet Konstantinopol'i alana kadar bile böyleydi sanırım. Ama şimdi her şey değişti. Şu an sen olmasan da Mehmet kudretli bir imparator. Ancak Orhan O tahta oturursa sen eski kudretine kavuşursun. Allah razı olsun. Helal olş olsun. Hakkınızı helal edin. İnşallah selametle. Allah eyvallah şeyim. Eyvallah. Sen de [Müzik] Allah senin [Müzik] destur Fatih Sultan Mehmet Han Hazretleri. [Müzik] Akşemspin efendi hizmetin, vazifem bitti mi? Bizi burada öksüz koyup nereye gidersiniz? Hünkarım, biz buraya Fetih için geldik. Çok şükür Fetih tamam oldu. Gayri bize gitmek size hizmete devam etmek yarışır. Hem bizim hem de Konstantini ahalisinin sizden nasiplenecek daha çok şeyi var. Şehre olan hizmetiniz nihayete mi erdi? Şehri ulutsuz mu bırakacaksınız? Bizim vazifemiz bitse de sizinki yeni bir deme devam eder. Merak buyurmayın. Bu kutlu beldeye vefa gösterecek. Vefa sahibi sultanlar da size yoldaş olacak. Nice veliler de elbet gelecektir. Muhakkak ki her asrın bir sahibi bir ulusu vardır.

Ya o vakte kadar çözülmesi gereken müşküller varsa beklemez şeyhim. Benim rüyalarıma giren, beni makamına komayan zat öyle bir zat ki [Müzik] beklemez. Geceleri gözüme uyku girmez. Rahat uyuyamam Çehim. Eyüp Sultan Hazretleri beni makamına komz. İçeri gireyim, yüzünü göreyim dilerim ama izin vermez. Lakin ölürsem mezarıma sahip çık der. Anlamam ne demek ister? Selam olsun Resulullah'ın dostuna. Bize görünmeyip size gelen o aziz sahabe, sizi uyutmayan o düş için bin gece uykusunu feda edecek nice mümin vardır. Sultan feda olsun şeyhim. Lakin manası necedir? Kim bilir belki buraya kadar gelip de kabrini ziyaret etmemenizdendir. Derseniz varıp kabrini birlikte ziyaret edelim. [Müzik] Siz kabrin yerini, defnedildiği yeri bilir [Alkış] misiniz? Galata sınırındaki bu mahalle. Mehmet'i oraya çekmen gerekiyor. Onca uğraşın içinde. Mehmet buraya ne de yor gelsin. Lukas bunu sen bulacaksın Halil. Yapan gereken tek şey de bu zaten. H diyelim ki Mehmet'i buraya getirmeyi başardım. Yanında Doğana ve diğerleri varken kimse Mehmet'in yamacına vuramaz. Hele Orhan. Varek muhafızlarından hayata kalmayı başaranlar ahali elbisesiyle burada Mehmet'i bekleyecek. E ve o geldiğinde büyük bir hengame çıkaracaklar. Gene de Mehmet'in yakınına yanaşamazlar. İşte bunun farkındayım Halil. Evet. Öyleyse. Burada yüksek katlı birkaç tane bina var. Orhan mavi kapılı evin üst katında bekliyor olacak. Ok ve yayıyla avanı bekleyecek. O katma işinde ne kadar mahir olduğunu defalarca ispatlamıştı. Umarım en iyi atışını yapar. [Müzik] [Müzik] Yoksa [Müzik] İşte burası Sultan. Bize yıllar öncesinden mihmandar olan bu kutlu fetih ayak izlerini takip ettiğimiz Mücahide Ekber burada yatar. [Müzik]

Bilirdim. Buradaydı bizimleydi. Eyvallah. Tüm fetih boyunca yanımızdaydı. Bizimle beraber. Bilirdim şeyim. Ey Allah Resulünün sancakları izinden geldik. Gül cemalini gördüğün Resul-i Ekrem'e sadık bir ümmet olmak için senin gibi adaletle hükmetmek, sancağı taşımak için geldik. Emaneti taşımak için geldik. [Müzik] Bizi şefaatinden mahrum etme. [Müzik] Amin. [Müzik] Şey Saltuk satılmış. Siz kabrin yerini işaretleyin. Emre Sünkar. Bu iş bizde sultan. Şehim destur şeyhim. Onu bulduk mu? Eyvallah. Şükürler olsun. Yüreğimi kemiren bir sual vardır. Nasıl soracağımı bilemedim. Buyur Zaanos Paşa. Şüphe vesvesenin tohumudur. Seni yek bay kemireceğine sor ki birlikte çözelim. B mear sonra bu denli yakınken nasıl oldu da Bizans keferisi zatın kabrine talan etmedi, kaybetmedi. Kafamı kurcalayan budur. [Müzik] ايوبصاري لم يكن مجرد مؤمن صالح استض رسول الله في بيته كان مجاهدا لا يفتر لم يمر عليه يوم عمره الذي جاوذ الا جبيل الله رغم كبضه وت ليعلام في القسطنطين [Müzik] اخصadieh Amin. Amin. [Müzik] [Alkış] [Müzik] [Alkış] [Müzik] [Müzik] علكم ازالهما [Müzik] يقولوا ان الملون الاوامر لقفين صالح وان تجبى الاسكم [Müzik] J işte böyle paşam. Bize malum olan da ayan olan da budur. yürekleri yetmemiş demek. Şim [Müzik] [Müzik] Koysana da şu ne bekliyorsun? Koysana kardeş. Her şey iyi güzel de bu kabrin yerinin bura olduğu nereden belli? Belki biraz sağda, belki biraz solda, belki şurada. Ne belli? Bak sıyırmış. Kendi ellerimle kardeşimi toprağa vermişim. Zaten kabirde yük. Imdah böyle saf saf konuşup benim canımı sıkma. Böğün değil. Böğün değil kardeş. Şeyh ne dediyse o kazıp da gördük mü? Ben naş burada değil demiyor. Yeri biraz kaymış olabilir diyor. İstersen deneyelim ya. Ne deneyeceksin o? Allah'ın sıyırmışı lacı. Burayı da mı kazacaksın? Bak bak unışı bak rahatsız edersen Allah korusun bak bizi burada çarptırırsın zaten kendin tam çarpılmışsın beni de karıştırma beni günahına ortak mortak etme ya bir dur onu mu diyorum ben ne celeniyor ne diyorsun de diyorum ki aa bu taşları diyor bir kabir bilemedin iki kabir boy kadar uzağa koyalım diyor diyelim ki koyduk e şeyh efendi Eyübel Ensari Hazretlerinin kabrini böyle pusula misali gelip şakkalanak buluyor ya. Biz taşı nereye koyarsak koyalım o oraya geliyor zaten. Hasbinallah ve nimel vekil ya. Koskoca Allah dostu gelmiş o burada demiş. Yalan mı konuşay lan? Ben yalan demiyorum. Kabir sur yakınlarında bir yerde diyorsa e sen taşı nereye korsan o oraya geliyor. Kabir la bu. Bunca yılda yerini böyle nokta atışı bulması kolay mı? B bak la bir müsaade et. Şu velilerin hikmeti neymiş? Dünya gözüyle bir görek. E o vakit şöyle yapayık kardeş. Ben imdi kenara çekileyim. Sen çarpılacaksan da çarpıl. Beni karıştırma. Beni günahına da ortak etme. Ne ediysen et değil mi? He bu senin çarpılmamış halin değil mi? Daha ne kadar çarpılacaksın acaba sen? Bir koyacağım bu taşı. Kafana yaracağım ikiye ben buraya koyuyorum bu taşı. Çarpılacakmış. Eyyübel Ensari Hazretleri buradaysan da Allah'ım sen şey yapma. Hadi bismillah. Nereden belli burası? Belki şurası. [Müzik] Hünkarım Halil Paşa huzura gelmek diler. [Müzik] gelsin. Hünkarım hayır ol. Allahım işittim ki Eyyub El Ensari Hazretlerinin mezarı bulunmuş. Doğru işitmişsin. Rabbim bunu da bize nasip eyledi. Şükür, şükür, şükür. Başka bir şey var mıydı? Elbet varkarım. Tebdil halde şehri dolaştım. Halkın arasında gezdindim. Sizin yüce gönüllünüzden ahali pek memnun. Lakin demem o ki şehrin diğer mahalleleri de sizi bekler. Sizin teminat sözünüzü işitmek dilerler. Eğer uygun görür iseniz mezar ziyaretinden sonra stüdyo mahallesine gidip ardımızdan 40 coyun kestirelim. Ahaliye dağıtalım. Halk da sizin elinizin, gönlünüzün nedenli gani olduğuna şahit olsun. Doğru dersin. Gidelim. Herkes kimin ne olduğunu görsün. Emri ferman şöketli, bereketli, azametli inkarımızındır. Çandarlı da tamam. Mehmet'i istediğimiz yere yalnız başına çekecek. [Müzik] İkna edebilecek miyim? Ne dersin? Eski gücüne kavuşmak istiyor. Bu yüzden ikna edecektir. Hele şu hakkım olan tahtı bir alayım. Ona arzu ettiği gücü mezarında vereceğim. Mezarında. Mehmet öldükten sonra ne istersen yap. Ama şimdilik ona ihtiyacımız var. Mehmet akşama yakın Galata sınırındaki mahallelere gidecek. Senin için hazırladığımız evin sokağından geçecek. Sen de bir an önce git planını yap. Bu senin son şansın olabilir. Merak etmem. Birazdan çıkacağım. Not arası. [Müzik] Unutma son [Müzik] şansı. Ne vakittir zırhı giye giye her yerim kaşınır, ağrır oldu. Vallah kaftanın kıymetini anladım. Bahadır paşa. He Cenk Meydanı paşam üstü başı bile sert olur ya. Öyle öyle. Ama sen yine de bu kaftana fazla alışma derim. Niye öyle dedin ki? Yoksa sultanın aklında başka bir fetih mi var? Yok paşam yok. Ama işittim ki fetihnameye mührü sen basmışsın. E esi mühür kimde ise Süleyman odur derler. O sebepten bu gece yapılacak vazife taksiminde yeni kaftanın hazır. Sadrazamlığın hayırlı ola. Ya bağdır paşam bari sen benimle eğleşme. Estağfurullah paşam. Ben gördüğümü derim. Hem boyunuz, posunuz, saçınız, sakalınız. Sizden neyi sadrazam mı bulunur? Bari saç demeseydim Bahadır Paşa bak sana ne hale geldi. Olur mu paşam? Siz bu saçı nerede döktünüz? Hamda keyifte mi? Bu devletin hali menfaatleri uğruna renk meydanında döktünüz. O sebepten derim ben. Hadi daha fazla vakit kaybetmeyelim. Gidelim. Kabuğu [Müzik] getir. İşte sultanım. Mehmet bu sokaktan geçecek. Gelsin. Gelsin. Çandırlı gibi, Ulubatlı gibi, Kara Mustafa gibi Sultan Orhan'ın okundan o da nasibini alsın. demişsan. İnşallah sultanım inşallah.

Varek muhafızları da sokakta olacak. Mazallah bir aksilik olursa devandarlı Mehmet'i buraya çeker mi? Ne dersin Ihsan? Can korkusu bu sultanım. Ne yapıp edip çekecektir zaten. Siz oku attığınız anda muhafızlar saldırıya geçecek. [Alkış] [Müzik] [Müzik] Bunlar varek muhafızları değil mi son? Allah Allah. [Müzik] Şeyhim bir şey mi oldu? Niçin durdun? Gece vaktiydi. Belli ki yeri şaşırmışlar. [Müzik] Lakin taşlar burada dursa da dün gece geldiğimiz yer [Müzik] şurasıdır. Doğru dersin. Akşam dua ettiğimiz yer burasıydı. Satılmış. Sultan siz doğru kerteriz aldığınıza emin misiniz? Sultanım akşam vaktiydi. Bir iki adım şaşırmış olabiliriz ama şeyh efendi pusula gibi doğru yeri tayin ediyor. Maşallah. O vakit gündüz gözüyle iyi belleğin türbe şeyh efendinin tayin ettiği yerde olacaktır. İhtişamı sahabe-i kiramdan olan bu zatın ruhaniyetine yaraşır olsun. Sarca işittin mi? Merak buyurmayın ümkarım. Eyelen sarine yaraşır bir türbe yapacağımıza şüpheniz olmasın. İsabet buyurdunuz sultanım. Şehre vurulacak Müslüman mührüne böyle bir buluz atın merkeze alınması muhakkak ki en hayırlısıdır. Allah Gürhan balam. Buyurun karım. [Müzik] Şeyh Efendi kabrini buldu. Sen de duasını et. İsterim ki sizin gibi iki İslam ulusunun bu mübarek işte ortak emeği olsun. Deli sultanım. [Müzik] Ey yerin ve göklerin sahibi olan yüce Rabbimiz, ey katında hiçbir canlının unutulmadığı Rahman ve Rahim. Bildiğin üzere bu kabrin toprağına bir sahabiyi, Resulullah'ın yoldaşını, fethin nişanını emanet ettik. Bu kabir yalınız bir naşın değil, bir niyetin, bir fethin makamıdır. Ya Rab, sana geldik. Eba Eyyubel Ensari Hazretlerine lütfettiğin kamil imanı, ona lütfettiğin gaza ruhunu takip ettik. Ya Rab bu şehri onun izini takip eden kullarına mübarek eyle. Onun ruhunu şad, makamını al, davasını daim eyle. Amin. Allah'ım bizi de onun gibi rızanı takip edenlerden, iz bırakanlardan, emanetini layıkıyla taşıyanlardan eyle. Amin. Amin. Velhamdülillahi rabbil alemin. Elfatiha. [Müzik] [Müzik] Hi Hadi çok sağ ol. Hey maşallah herkese yetecek kadar vardır. Yok yeter olur. Siz devam edin. Kolay gelsin. Gel ekmek gel. [Müzik] Raibe kıyafetini çıkarmışsın. Her şey aslına rücu eder gene diyorsun. Şaşkınlığınız boşuna. Şaşkınlık mı? Sen benim en büyük hayal kırıklığımsın. Tabii. Hayallerinizin ve aklınızın ötesinde gelişiyor her şey. Bence asıl şaşırdığınız şey bu. Sultan Mehmet'in en yakınıma kadın casus yerleştireceğini tahmin edemezdim. [Müzik] Bacılar tek göremediğiniz ben değilim. Zorlu vazifemde hepsi bana eşlik etti. Hepsi kendini İslam'ın istikbalini adamış Müslüman kadınlar. Fetihler Çağı yeni başlıyor gene diyorsun. Müslümanların hakimiyetine alışacaksınız. Bir de Sultan Mehmet'in sunduğu patriklik büyük bir nimettir. Umarım kıymetini bilirsin. Sultan'ın emirlerine karşı çıkmaya niyetim yok. isabetli olur. Zira bu topraklarda Sultan Mehmet'e karşı kazanılacak tek bir zafer bile yok. [Müzik] Kadı efendi Bursa kadısından gelmiştir. Burada olduğunuz [Alkış] [Müzik] işkünce bu kadı hiç mi iş bilmez? Sultan ülk mü nedir? Hiç haberi yok mu bunun? Hayır ola Hızır Çelebi. Kötü bir haber mi var? Bursa kadısından cevap geldi. Biz ona Türkmenleri gönder dedik. O bize bahaneler sıralar. Ne yazmış? Hünkarımızın fermanı şerifine itiraz mı eder? İtiraz değil ama Türkmen beyleri göçü istemezler. Yayla, ocak, mezarlık diye bahane ederler diye sıralıyor. [Müzik] Ne diye gülersin Ali Bey? Türkmen Türkmenliğini yapmış. Kadı efendi hiç kızma. Türkmenin canı bu saydıkların. Şehri bilmez ki sultanımızın nasıl ihsanlarda bulunacağını bilsin. Ben onlara kızmam Ali Bey. Ben Bursa kadısı olan kifayetsize kızarım. Bir size fikrinizi mi sorarız deyip önüne katmamış da cevap yazmış. Biz de Türkmeniz Kadı Efendi, sen şehirde kadılık ede ede Türkmenlerin nasıl dediğim dedik olduklarını unutmuşsun. Onlara böyle zorla iş gördüremezsin. Zor oyunu bozar Ali Bey. Bunca emek 3 be Türkmen ayak diredi diye da mi olacak? Zorla gelen gönülsüz gelir. Hızır gönülsüzlerle şehir kurulmaz. İmara yalnız taş değil. İnanmış yürek de gerek. Ne yapalım? Gidip yalvaralım mı? Sen onlara Eyüp Sultan Hazretlerinin kabrinin bulunduğunu söyle. Bak bakalım o vakit burada bir mahalle kuruyorlar mı kurmuyorlar mı? [Müzik] Hoş geldin Cio. Hoş buldum Sultan Hazretleri. [Müzik] Sizleri tebrik ederim Fen tüm halkımın ve senatörlerimin hürmetlerini iletirim. Sağ ol. Sağ ol. Sağ ol. Co bunları da bir fetih hediyesi olarak kabul buyurmanızı isterim Sultan Hazretleri. Lakin bunun için gelmediğini sen de iyi bilirsin. Ben de. Senin asıl derdin Galatay'a ne olacağı değil mi? Tüm Galata halkı kuşatma boyunca sizin için elinden geleni yaptı. Bundan sonra da elinden geleni yapacaktır. Sultan Hazretleri. Öyle. Öyle. Zira Galatalılar gazabımın nedenli büyük olduğunu bilirler. O sebepten bunu yapmak zorunda kaldılar. Lakin verdiğim söze ne kadar sadık kaldığımı bilsinler. Ne Galata'ya ne de meclisinize dokunulmayacak. Dilediğiniz gibi özgürce ticaretinizi yapabilirsiniz. Tüm halkım adına size minnettarım Sultan Hazretleri. Yalınız iç iş içlerinizde böyle bağımsız olacaksınız. Dışarıyla olan tüm işlerde ben ne dersem o. Siz nasıl uygun görürseniz Sultan Hazretleri hala sizleri Galata'da ağırlamak isteriz. Sultan hazretleri inşallah inşallah diyor. Hünkarım bu anlaşmayı yapmanız pek iyi oldu. Zaten tek başlarına hareket edemezlerdi. Lakin gene nede yuzursuzsun Çandarlı? HKım Galatalılara bu imtiyazı verdik. Bu gidelim dediğim mahalle Venedik mahallesidir. Şimdi bu anlaşmayı işitirler ise size karşı gönülleri kırılmış olabilir. Ünkör hakkın var. Bekletmeyelim o vakit. Emru ferman şevketli, bereketli, azametli inkarımızındandır. Sar hoca çiptı genişten kursunlar. Başka nağaçlar da olabilir. Hepsine tek tek tespit edelim. Baş pacan. [Alkış] Buradan değil daha geniş hastanım. Tamam. Daha geniş ileriden. Tamam abi. Hizala. Onlarca muhacire ev sahipliği etmiş Eyüp Sultan. Şimdi de yüzü suyu hürmetine binlerce mümine ev sahipliği edecek. Rabbime şükürler olsun bizi kavuşturdu. Elhamdülillah. Amine ecmı [Müzik] sen not arasının peşine iki adam takacaktın. Ne yaptın? İki kişi vazifelendirdin. Lakin sürekli izini kaybettirip dururmuş. Bak demedi deme. Bu notar kafirinle bir iş var. Benim de burnuma kötü kokular gelir. Şabettin. Bana kalsa nefesini hemen keserim de. Ama ama sultanımız ne kadar ehemmiyet gösterir bilirsin. Sultanımızın her işinde bir hikmet vardır. Öyle [Müzik] öyle. Ana hünkarım. Bunca çeyre çok değil midir? Bir kısmı önden yola çıkacak hünkarım. Gideceğiniz istikamette emniyet almak için. Hala o vakit. Hünkarım mazur görün. Siz nasıl ki halka güvenmek istiyorsanız halk da size karşı güven duymak ister. Yani demem o ki bu kadar kalabalıkla gidersek bu güveni onlardan alamayız. Burası paytah değil paşam. Şehri de daha yeni tanırız. Çandarlı haklı ama siz burada kalın. Emredersınız. Haydi selamünaleyküm beyim. Beni emretmişsin. Aleykümselam Saltuk. Gel gel. Bugün surlar önünde şehit düşünmüş o Uluz adım kabrine varınca Hasan aklıma düştü. Evvel kederlendim ama kederlenmek ne kelime? Sen orada yoktun beyim. Sen orada yoktun. E ki de orada yoktun beyim. Beyim vallahi ters anlama. Kardeşim orada. O halde sen görseydin ben seni bilirim. Benim için için yanarı bilirsin Hasan canım kanımdı beyim. Her vakit aklımda tam kafamdalar aklımdan çıkar biri bir yiğitlik eder gene aklıma gelir. Gözlerim dolar beyim. Vallahi kendimi bildim bileli seninle cen ederim ha. Kim benim kadar ölüye şehide alışkın beyim. Lakin bu kardeşimiz başka beyim. Bu bizim kardeşimizdi. O başka bey. Aklıma [Müzik] geldikçe herkeslerden gizli ağlarım beyim. Gizli gizli ağlarım. Yarenlik, kardeşlik böyle bir şey işte saldık. Sen ağlarsın. O şehit gemile senin gülmeni ister. Nasıl gülmemi ister benim?

Hasan'a seninle ilgili bir söz verdim Saltuk. Vasiyetidir. Fazla bekletmek [Müzik] olmaz. Huzuruma kalma ben anlamam beyim. Hasan benimle ne de vasiyet benimle vasiyet mi vermiş beyim? Sakin ol. Hasan seninle ilgili kötü bir şey olsun ister mi? Yok benim haşa. Lakin kardeşim benimle alakalı vasiyet mi [Müzik] vermiş? Hasan dedi ki beyimin yüzü hep [Müzik] gülsün. Beyim gönlünü birine düşürmüş. Sevdiğinin de gönlü varsa yol göster. Gönül yoluna [Müzik] varabilsin. Ben saltığımı tanırım, bilirim. O derdini sana diyemez. Cenk halidir. İçimde bir his var. Eğer ben ölürsem saltık ağımın sırrı benle mezara girer. O yüzden sen bil. Sen bil ki saltıkam hep güz. Bak ya sen kardeşime bak ya. Beyim beyim ben o sevdayı gönlüme gömmüştüm beyim. Hiç kimsenin bilmesini de istemezdim. Lakin sen de göreyim de duymayan kalmamış. Sen sustun ama Hasan kardeşim susmadı. Şimdi Hasan kardeşimin hakkı için Fatma Hatun'da hala gönlüm var mıdır? Vardır benim kardeşim az bile demiş. [Müzik] vardır. O vakit Hasan kardeşimin vasiyeti yerine getirilecek. Birimizin yüzü Hasan'ın dediği gibi [Müzik] gülecek. [Müzik] Neyim kardeşım? Hep gözün görsün kardeşim. Allah senden razı olsun be. İnşallah şehrin imarı bir an evvel olur. Ha paşa. Karım inşallah. İnşallah. Yine de en mühimi ahalin bize güvenmesi. Bilirsin güven mühimdir. Zira güvendiğinden kötülük de gelmez, ihanet de gelmez. Misal senle ben. Ayrı düştüğümüz şey içtihat farkıdır. Ama bilirsin sana güvenim tamdır. Çünkü senden bana kötülük de güven ayrıl. Orhan gideceğimiz yerde bekler. Size tertip kurmuş canınızı almak ister. Sen beni ecele mi götürürsün? Hükü Hanım, Gadır gazabı [Müzik] bırakalım. Dönelim. Orhan nerede? [Müzik] [Müzik] Ümkanım Dilerdim ki bu şehri kimse terk etmesin ama görüyorum ki hepinizde Aziz Gregor'un inadı var. Ama unutmayın her şeye rağmen Konstantinopol Ortodoksların şehridir. Unutmayın burası sizin eviniz. Tanrı yardımcınız olsun. Tanrı sizin yardımcınız olsun